Güven- Güvenilirlik

Paylaştıkça artar:

Güvenilirlik Tanımı

Geçerlilik ve Güvenirlik

Geçerlilik ve güvenilirlik

Güvenilirlik psikometride ölçümün tutarlılığıdır. Benzer koşullarda benzer sonuçları veren ölçümler güvenilirdir. Uzunluk ve ağırlık ölçümleri güvenilir olarak bilinir. (Tabi varsayımlar eşliğinde böyledir yoksa hiçbir ölçüm varsayımlardan bağımsız güvenilirliğe sahip değildir) Bilimsel güvenilirlik geçerlilik ile karıştırılmamalıdır. Genellikle birlikte anıldığı geçerlilik, ölçmenin açıklamak istediği şeyi gerçekten ölçmekte, açıklamakta olması niteliğidir. Güvenilirlik benzer koşullarda benzer sonuçların verilmesi iken; geçerlilik ölçmenin niteliği ile ilgilidir.

Yukarıdaki tanımları güven sözcüğünün günümüzde geldiği konumu açıklamak için yaptım. Bizim bu yazıda açıklayacağımız güvenilirlik farklı bir güvenilirliktir. İstatistik, matematik ve birçok bilim dalında ölçme işleminin tutarlılığına verilen bu adı, günlük hayattaki anlamını kast ederek kullanacağız. Bunu yapmaktaki amaç, hem anlamları sorgulamak, hem de “tanım”a felsefi bir bakış sergilemek içindir.

Güven sözcüğünü: korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat anlamında günlük hayatta sıkça kullanırız. Güvenilirlik, güvenilir olma durumudur. Ancak bu tarzdaki aramalar genelde en başta açıkladığımız bilimsel anlamı için yapılır. İnanma eylemine dayanan güven sözcüğünü tutarlılığı kast etmek için kullanmışız. Güvenilirlik deyince hem tutarlılık, hem de inanma duygusu kast edilebilmektedir. Bilim için terim olarak devşirilen anlamın orijinalinden farklılaştığını görmekteyiz. Tabi anlam genişlemesi ile birlikte sözcüğün geçerlilik, tutarlılık, mantıklılık vb. sözcüklerle karıştırıldığını da söylemeliyiz.

Uzun sözün kısası: güvenilirlik dediğimizde inanılabilirlik gibi bir anlam anlıyoruz. Bir verinin güvenilirliği, terim anlamını bilmiyorsak, doğruluğuna işaret edebilir. Bir insanın güvenilirliği ise terim anlamı gibi tutarlılığı kast etmez. Güven sözcüğünü tanım ve anlam uğruna irdeledik. Şimdi güvenilirlik hakkında kısa bir deneme yazacağım. Ancak bu yazacağım güvenilirliğin yukarıdakilerden de farklı olduğunu söylemeliyim. Çünkü, her ne kadar tanımlar verilmiş ve anlamlar anlaşılmakta ise de, yaşamın küçük parçaları olarak bizler onu kendimizce bükmekteyiz. Kendi hayatımız diye bildiğimiz hayatın yakın tarafında, kendimizden diğer tüm parçalara doğru bir anlamlandırma yaşamaktayız. Bu evreyi anlatmak için Anlam Arayışı adlı yazılarıma başlamıştım. Şimdi de bu söylediklerim dahil, söylenen şeylere güven konusunu ele alacağım.

Güvenilirlik Hakkında

güvenilirlikSöylediklerimiz güvenilirliği nereden geliyor? Bir iletişim aracı olarak dilin gelişimiyle birlikte güvenilirlik sözlere ait bir özellik haline gelmiştir. Eskiden hareketler ve basit sesler birbirimize güvenin işaretiyken, bunun yerini dil denilen ayrıntılı ve sembolik sesler almıştır. Dil ile birlikte, konuşmak, iletişim kurmak toplumun en temel dürtüsü olmuştur. Birey olmak iletişim kurmak anlamına gelmiştir. Diğerleriyle ortaklaşa bir hayat sürmek, onlardan haberdar olmak insanlığın anlamı olmuştur.

Söz, yani dil insanın en değerli varlığıdır. Doğada bundan başka bir zenginliğimiz yoktur. İnsanlık dil ile başlamıştır. Dil ile de gelişmiştir. Öteden beri sözlerimiz bizi yetiştirmiştir. Her şeyimiz birbirimize anlatacağımız sözlere bağlıdır. Bugünün teknolojik olanaklarıyla fark etmesek de, konuşmak bizim varlığımızdır.

Bu nedenle tarih boyunca söz gerçek olmuştur. Konuşulanlar bir olasılığı değil, gerçeği dile getirmiştir. Konuşmak insan olmak anlamına geldiğinden, sözlere güvenmek insan olmanın özelliklerindendir. Birbirimize ihtiyacımız olduğunun farkında olduğumuz ve birbirimizin sembollerine saygı duyarak dili oluşturduğumuz söylenebilir. İnsan dayanışma ile kültürünü oluşturmuştur. Konuşarak sözleşmiştir.Yazı veya herhangi bir kayıt yokken sadece konuşma ile kendini geleceğe taşımıştır. Tek kayıt olanağı sözlerdir. Sözün önemine dair yüzlerce atasözü vardır. Çünkü o zamanlar gerçeği teknoloji ile perdelememişizdir. İletişimin, birbirimize yardım etmenin bizi ayakta tuttuğunu unutmamışızdır. Bakınız: dmy.info/insanligin-sorunlari

Güvensizlik ve Anlam Arayışı

güvenilirlikNe zaman iletişimi perdeledik, o zaman gelişmiş insan olduk. Gelişmiş- gelişmemiş insan ayrımını yaptığımızda aslında bir dışlama olayı gerçekleşiyordu. Gelişmişler ötekileri dışlıyordu. Vahşi kabilelerin ya da köyünde mutlu mesut yaşayan insanların gelişme derdi yoktu. Tabi onlarla iletişimi kesince bundan haberdar olamadık. Sözlerimiz onları içermemeye başladı. Gelişim dediğimiz, diğerlerini dışlamaktan ibaretti.

Diğerlerine güvenmeyen insanlarca gelişmişlik icat edildi. Birbirimize yardım etmek, birlikte olmak sayesinde insan olduğumuz unutuldu. Diğerlerini dışladık, bencilliği benimsedik. Yoksa gelişmiş diye bir şey neden olsun ki? İnsan olan gelişmemiş olana yardım eder, ki zaten böyle bir şey olamaz. Biz birbirimiz sayesinde varız. Binlerce yıldır birbirimizin varlığına güvendiğimiz için “insan” olduk. Ancak bencillik ile bunu unuttuk.

Diğerlerine inanç, yani güven bittiğinde insanlık da bitmiştir. Tek başına insan olunur mu? Günlük hayatını tek başına sürdürdüğünü sananlar var. Sadece kendi için çalışanlar var. Farkında değiller ki: Binlerce yıllık bir yardımın ürünüdürler. Diğerlerince oluşturulan bu dünyada, kültürde “ben” yalanına kanmışlardır. İnsanlara güvenlerini yitirmiş, büyük insanlıkta bir küçük bireye bağlanmışlardır. Başkalarına güvenmemekle gelişmiş- gelişmemiş ayrımı gibi hiç insanca olmayan tavırlara girmişlerdir. Bunlar şüphesiz ki temelimize aykırı, doğamıza karşı teşebbüslerdir.

Günümüzde insan bütününden gittikçe kopmaktayız. Artık birey olarak bu kopuş içerisinde sürüklenmekteyiz. Her şey büyük ölçüde olmaya başladı. Önce bencillik bir kesimin tavrı idi. Sonra bunu zengin olmak gibi şeylerde kullandılar.  Kitleleri bencil yaparak “tüketimi” aşıladılar. Tüketim önce doğa ile, sonra da “gelişmemiş” insan ile aramızı açtı. Tüketim ile doğamızı perdeledik ve maddi hırsları dayanışma temelimize yeğledik. 60 bin yıldır teknoloji nedir bilmeyen insanlık, son iki bin yılda artarak çoğalan bir gelişmişliğe imza attı. Bu gelişmişlik ki: 60 bin yılda hiçbir koşulun yok edemediği insanlığı her an yok edebilecektir.

Birbirimize güvendiğimiz on binlerce yıl içerisinde doğal hayat içerisinde ayakta kaldık. Şimdi doğa hükmetmemize ve tek derdimizin kendimiz olmasına rağmen yok oluşa koşmaktayız. Sınırlı kaynaklarımızı bencil tüketim hırslarımıza harcadık. Güveni ve inancı bırakın, kendimizi yok etmemyi beceremedik. Temelimizdeki güven duygusunu kendi ailemize, çevremize bile gösteremedik. Yeryüzündeki her şeyin bize akraba olduğunu göz ardı edip rakipler aradık. Bunun sonucunda da bizi ayakta tutan dünyayı mahvettik. Hiçbir aleti olmayan çıplak ama birlik içindeki insanlık on binlerce yıl yaşarken, gelişmiş teknolojimiz ve yüksek bilim anlayışımızla bir yüzyılı daha çıkarırsak kendimizi şanslı saymalıyız.

Anlam arayışımda güvenilirlik adı altında birlik- beraberlik ve bencilliği de işledik. Anlam arayışının kaynaklarından biri de güven duygusunun yitirilmesidir. Dış dünyaya güveni kalmayan insan dışarının anlamlarını kabul etmez. Yeni anlamlar arar. Sözler artık gerçek oluşturmaktan ziyade, boş olması için uğraşılmış seslerdir. Tüketim çağında anlamları da tüketmişizdir. Söze güven kalmadığından bize söylenenleri sorgulamaktayız. İlk filozoflardan beri felsefe güvenin eksikliğini betimler. Birbirimize inanmayı bıraktığımızdan beri, filozoflar anlamları aramaktadır.

Hayatın anlamını aramaktayız çünkü çevremizdeki anlama artık güvenmemekteyiz. Bir eksiklik bize felsefe yaptırmaktadır. Güven eksikliği yaşamın uzun tarihine göre yeni bir şeydir. Ancak giderek hızlanmaktadır. Çevreye güvenin azaldığı toplumlarda felsefe yapılmaktadır. Bunu en iyi, batının kapitalist toplumlarında ya da antik dünyanın ticaret şehirlerinde görebiliriz. İnsanların birbirine güvenmediği, dayanışmadığı, yardımlaşmadığı toplumlarda anlamları sorgulama eğilimi türer. Bize anlam verilmediği için arayışa çıkarız. Bakınız: dmy.info/anne-benim-neden-anlamim-yok

Yorum Yapın