Yok Etmek ve Yok Olmak

yok etmek ve yok olmakAlmanlar on milyon Avrupalıyı öldürünce olay olmuştur. Belçikalılar on milyon Kongoluyu öldürünce bahsi bile açılmamıştır. Bir bomba Pakistan’da patlayınca haber olmaz, ancak batıda dedikodusu manşetlerdedir. Savaş haberdir, çevre kirliliği değil. Zenginlik gündemdedir, kaynaklar değil. Cinayetten konuşmak cehaletten daha ilginçtir. Merhamet göstermeliktir, yalnızca itiraf edilmez. Bu yüzden haksızlıkla dolu bir hayata ve hiç de hoş olmayan bir yok oluşa sahibiz.

En azından Hitler’e küfrediyoruz, ancak merhamet yarım olmaz. Ayrımcılık ve bencillik sınır tanımaz. Yalnızca bir kesime gösterilen merhamet geçicidir ve yok ediciliğe dönüşmesi an meselesidir. Almanlar savaştan sonra günah keçisi olmuştur. Savaş sırasında bu kadar tepki çekmemişlerdir. Ayrıca savaştan sonra Almanlar suçlanmış, kazananların suçları örtülmüştür. Kaldı ki ötekileştirme milliyetle, insanlıkla ve türle sınırlı kalmamıştır. İnsan hep daha fazlasını istemiştir ve bu tutumun insanlık olduğu söylenebilir.

Almanların savaşın başında sürpriz bir saldırı için Arden ormanlarına zarar vermesi hiç dikkate alınmamıştır. Ağaçları önemsemek böyle bir durumda komik gelecektir, işte tam olarak bu yüzden milyonlarca insan ölüyor ve ölmeye devam edecek. Hitler’in öldürdüğü insanlara acıyıp öldürdüğü ağaçları takmadığımız için merhametli değiliz. Diğer her şeyin varlığına saygı duymadıkça, içinde olduğumuz bütüne bencillik yapmayı bırakmadıkça bu durum düzelmeyecek. Böyle bir şeyin de imkansız olduğunu söylemeliyiz.

Bir varlığın bizden olmadığına nasıl karar veriyoruz? Gökyüzü bizden değil, kirletelim. Ağaçlar sadece orada duruyor, keselim. Hayvanlar zaten öldürmemiz için var. Kadınlar erkeklerin hizmeti için yaratılmış, onları da öldürebiliriz. Doğaya acımadığımız için insanlara da acımıyoruz. Bir insana kötülük ederek diğerleri için zaman kolluyoruz. Bir şeye davranışımız diğer her şeye davranışımızdır. Aynı tutum dışarı çıkmayı bekler. Kendinden güçsüze hemen dışarı çıkarken, korktuğu yerde içeride kalır. Bu yüzden doğanın, canlıların ve kendimizden güçsüz olanın kısmen sömürülmesi bile yok etmenin başlangıcıdır.

Yok olmak yok etmenin bedelidir. Yok edici olursan kendin de bundan etkilenirsin. İnsan ölümünü bir yok oluş şeklinde tasavvur etmektedir. Diğer canlıların dünyasını bilmediğimiz için kesin bir şey söyleyemeyiz, ancak ölerek yok olan sadece insan türünü biliyoruz. Ölümün acısını hayatında çekmektedir ve hayatını bir yok oluş haline getirmektedir. O kadar bencildir ki kendi başına gelmediği dünyadan kendi başına gideceğini sanır. Yok edici zihin kendi var oluşunu yokluğa yakıştırmıştır. Acımasızlığı aslında kendine acımasızlığı olmuştur.

köprü

Köprü dizisinin 20. yazısıdır.

On milyon Kongolu haber olsaydı bu yazıyı yazmak gerekmeyecekti. Ağaçları öldürdüğümüzü fark etsek zaten insan olmazdık. Erdemli bir hayat için var olsak bunu bilirdik. İnsanın suçları bu işte bir yanlışlık olduğunu gösteriyor. Bu yanlışlığı düzeltiyor(yok oluyor) olmamız evrensel kanunların topluma ve metafiziğe uygun düştüğünü gösteriyor. Buna göre eşitliğin dengeye gelmesini beklemekteyiz. Boşuna dememişler, “ne verirsen onu alma dünyası.”

Kötü çocuk arkadaşlarına hakaret ederek oyunu kazandığını düşünüyordu. Kendi başına tepiniyor, ağlıyor, başkalarının oyununu yıkıyordu. Oyunun çoktan bittiğini fark etmedi. Arkadaşları çoktan terk etmişti. Oyunun amacını kazanmak sanıyordu, halbuki eğlenmek gerekti. Eğlenme zamanında bu ciddiyet, ne enayilik ama.

Bir Yanıt

  1. ömer 17 Aralık 2017

Yorum Yapın