İnsanlar dünyayı kavramlarla algılar. Kavramlarla kurulan iletişim, dilin belirsiz, çok anlamlı ve açık uçlu yapısı nedeniyle çoğu zaman yanlışlığa sürüklenir. İletişim kurmak için eski sembolleri kullanmak yasak olsa, yeni kelimeler uydurmak zorunda kalsak ne kadar zor olurdu? Her kavram kullanımı yeni bir bağlamda şekillenmiş yeni bir sembolizm yaratır. Bu yüzden kavram kargaşası ve kavram yanılgısı kaçınılmaz olur.
Kavram Kargaşası Nedir
Kişinin bir kavramı anladığı şeklin, kavramın ortaklaşa kabul edilen anlamından önemli derecede farklılık göstermesi durumudur. Örneğin; “Bu söylediklerin gerçek olamaz.” ifadesinde kullanılan “gerçek” kavramı hatalıdır. Çünkü bir şeyin gerçek olması var olması demektir. Söylediklerimiz gerçeğe uygun ise doğru, değilse yanlış olur. “Havanın ısısı 30 derece” demek bir kavram kargaşasıdır. Isı transfer edilen bir enerji formuyken, sıcaklık bir ölçümdür. “Devlet karar verdi” yanlıştır, hükumet karar vermiştir. Bu duruma kavram kargaşası, yanlışlıkta ısrar edilmesine de “kavram yanılgısı” denir.
Diğer kavramsal hatalar
- Şeyleştirme(Reifikasyon): Soyut bir kavrama somut bir varlık gibi davranmaktır. Eski dinlerde tanrıların cümle içinde özne olarak kullanılması yüzünden putlaşması buna örnektir. “Hades” yeraltı demektir, ama sözdizimi yüzünden somut bir varlık gibi canlandırılmıştır. “Piyasa bu kararı sevmedi.” “Buna millet karar verir.” “Kural böyle emrediyor.” gibi söylemler insani sorumluluğu ve insiyatifi azaltmaya yol açabilir.
- Nominal tanım: Kavramın döngüsel olarak adıyla tanımlanmasıdır. “Çocuk yerinde duramıyor, çünkü DEHB tanısı var.” Bir sebep belirtirmiş gibi görünse de sadece tanıyı tekrarlıyor. “Güzellik güzel olmaktır.” gibi döngüsel safsataların bir alt kategorisi olarak nominal safsata olarak da anılır.
- Kavramsal Daraltma: Geniş bir kavramı haksız biçimde kısıtlamak. “Gerçek sanatçı müzisyendir” — sanatı müziğe indirgemiştir.
- Kavramsal Genişletme: Dar bir kavramı aşırı yaymak. “Her duygu estetik bir deneyimdir” Estetiği her duyguya yayarak genişletmiştir.
- Özcülük safsatası: Kavramların tek ve değişmez özleri varmış gibi kullanılmasıdır. “Kadın şefkat demektir.” “Gerçek Amerikalı cumhuriyetçidir.”
- Yanlış ikilik: Aslında bir süreklilik ya da çokluk içeren kavramları iki karşıt kutba indirgemektir. “Ya akıllısındır ya da aptal.” “Sanat ya özgündür ya da taklittir.”
- Kategori hatası: Bir kavramı ait olmadığı bir kategoriye yerleştirmektir. “Devlet bize baksın” Devlet bir özne
- Kavramsal çerçeveleme: Kavramı farklı bir çerçeveye oturtarak içeriğini farkında olmadan değiştirmektir. “Vergi vatanı sevmektir.” “Vergi yüktür. türü çerçevelemeler yanlıştır.
- Genetik safsata: kökenini, o kavramın geçerliliğini ya da içeriğini belirleyici saymaktır. “DNA Avrupa’dan geldi, bize yaramaz.” “Selam kelimesi Araplardan geliyor, geri kalmışlık demektir.”
- Sahte kavram: dışarıdan bakıldığında entelektüel, bilimsel veya teknik bir derinliğe sahipmiş gibi görünen ancak aslında içi boş kelimelerdir. Negatif enerji, evrensel frekans uyumu, ruhsal uyum.
- Prototip etkisi: Kavramın en tipik örneğini o kavramın tek geçerli biçimi saymaktır. “Türk çekik gözlü olur.”
- Şartlı tanım: “Bu tartışmada X’i şöyle tanımlıyorum” keyfi, geçici, bağlamsal tanımdır. “Siyaseti insan kandırmak olarak tanımlıyorum, kötülük için yapılır.”
- Metafor gerçekçiliği: Metaforu gerçeğin kendisi olarak almaktır. “İnsanın beyni düşünürlerdir, barsakları da tüketicilerdir.”
- Bağlam körlüğü: Anlamın mekana ve zamana göre değiştiğinin göz ardı edilmesidir. “Türkler anlayışsızdır, Osmanlı öyle demiş.”