Şikayetini duyacak kimse yok, kendinden başka. Surat asmanın faydası da görülmemiş. Zararı var, gülme fırsatının kaçırılması. Hayatın zor, biliyoruz. Kimin değil ki? İnsan kendine iş çıkaran değil mi? En …
“Açılın yeni bir şey deneyeceğim.” dedi kendini filozof sanan deli. Bir web sitesinde acılarını dindirmeye çalışırken daha çok acıttığını fark etmişti. Daha güzel söyleyebilirdi. Herkes gülmeyi sevdiği için belki …
Felsefi komedi dizisinin on dördüncü yazısıdır. Leibniz mümkün dünyaların en iyisinde yaşadığımızı söylüyor, mekanik bir evren kuruyordu. Kant akıldan deneyime gitmeyi öneriyor, evrenin her yerinde bir kanun olacakmış gibi …
Gülmeyi seviyoruz, ama her an gülmek istemiyoruz. Mecburi kahkahanın işkence olacağını tasavvur edebiliriz. Her zaman komedi eserleri okumuyoruz, üzülmek de istiyoruz. Birilerine kendimizi gıdıklatmıyor, bazı ortamlarda da gülmeyi saçma …
Felsefi komedi dizisinin on üçüncü yazısıdır. Bir adam varmış, seveni yokmuş. O da felsefeye yönelmiş. Albert Camus’nün Yabancı eserini sipariş etmiş. Siparişte “bu kitabı alanlar bunu da aldı” kısmında …
Felsefi komedi dizisinin on ikinci yazısıdır. Ludwig Wittgenstein’ın(1889−1951) kim olduğundan daha önemli bir şey var. İsmini telaffuz etmek! Wittgenstein temel seviye entel muhabbetlerinde ismi geçince bir şey biliyormuş hissi …
Felsefi komedi dizisinin on birinci yazısıdır. Arthur Schopenhauer(1788−1860) tüm isteklerin acıdan doğduğunu, daha çok isteğin daha çok acı çekmek anlamına geldiğini düşünmektedir. Ona göre hayat acıdır. Bir gün alışveriş yaparken …
Sorunumuz düşmanlığı seçmektir. Dost olmak verken düşman edinmektir. Dışarıdan bakana çok saçma görünür. Neden mutlu olmak varken çatışalım? Ama içeriden bir mecburiyet gelir. En yakınımızdakilerle düşman olmak zorunda kalırız. …
Felsefi Komedi dizisinin onuncu yazısıdır. Niçe(1844−1900) hayatı boyunca sağlık sorunlarıyla uğraşmıştır. Bir de insanlığın sorunları vardır ki asıl sağlık sorunları haline gelmiştir. İnsanlık ve hastalıklar hayatını kuşatmıştır. Öyle acılar …
Felsefi Komedi dizisinin dokuzuncu yazısıdır. Her Türk’ün bir gün müteahhit olacağı müjdelenmişti. Kentsel dönüşüm borusu çaldığında herkesin içindeki inşaat ruhu dışarı çıktı. Memlekette hiçbir şey inşaattan önemli değildi. Aslında …