Yeni Kuşağın Sorunları

Paylaştıkça artar:

Yeni Kuşağın SorunlarıKüresel siyasetin çivisi çıktı. İnsanları öldürmenin adı demokrasi oldu. Üretmeden tüketmek alışkanlık haline geldi. Kimse başkasını düşünmediği gibi, kendini de düşünememeye başladı. Gelecek karanlık, ümidimizi gençlere bağlıyoruz. Sanıyoruz ki yeni kuşak bu sorunları görecek ve önlem alacak. Ancak bir sorun var. Gençlerin sorunları bizimle pek alakalı değil. En büyük dertleri Youtube’un arka planda çalışmaması. En büyük korkuları telefonlarına bir şey olması. En büyük istekleri ise her şeyin en büyük fiyatlı olanı. Anlaşılıyor ki yeni kuşak eskisinden de beter halde. Eskiler yanlış da olsa en azından dünyaya dair bir şeyler yapardı. Modern çağın çocukları dünyaya ait her şeyle ilgisini kesmiş. Sorunlarla yüzleşmek yerine kendini oyalayan gençler ümidimizi boşa çıkarmıştır.

Ne kadar tüketirseniz o kadar oyalanırsınız. Kapitalist dünyada insanlar dünya sorunlarını görmemek için ürünlere kapılmıştır. Tüketim avuntusuyla çevrelenmiş ve sorunları göz ardı etmiştir. İnsanlık olarak hayatın sorunlarına çözüm bulmak yerine kulaklarımızı tıkamayı tercih ettik.  Öteden beri birbirimizle anlaşamadık. Her zaman düşman olmuştuk. Biraz zaman geçti ve çoğaldık. Küresel bir hal aldık, artık her yerdeyiz. Bununla birlikte her yerde birbirimizi öldürmeyi bıraktık. Şirketleri icat ettik. Artık savaşları onlar yapıyor. Gözümüzü kapattığımız sorunlarımız şirket savaşlarına dönüştü. Bu savaşlar etnik ya da dini çatışmalardan çok farklı. İnsanlığı oyalayan şirket avuntusu gözlerimizi kapatmak için kaynakları tüketmek zorunda kaldı. Yani yaşadığımız yerin sorunlarını çözmek yerine gözlerimizi kapatıp yaşadığımız yeri yok ettik.

Artık sorun olsa dahi göremiyoruz. Hayatla ilgimizi kestik. Üretime yabancılaşarak hazır olanı kabul etmeye başladık. Hazır ürünü kabul ederek aslında hazır düşünceleri de kabul etmiştik. Her şey bir ürün olarak geldi. Düşünmeyi bıraktık. Ekmeği, suyu dışarıdan aldığımız gibi; düşünceleri de dışarıdan aldık. Telefonun nasıl çalıştığını bilmeden kullanmamız gibi, siyasetin nasıl döndüğünü bilmeden yaşamaya başladık. Teknolojik oyuncaklarımızın nereden geldiğini bilmediğimiz gibi, kendimiz de nereden geldiğimizi unuttuk. Dilimizi bile değiştirdik. Küresel finans piyasalarının verdiği anlamları kullanmaya başladık.

Hayattan kopuş tüm hızıyla sürdü. Eskiden az da olsa dünya meselelerine eğilen insanlar görürdünüz. Şimdilerde daha kalabalık ve daha “eğitimli” olmamıza rağmen bu tavrı göremiyoruz. İnsanlar geliştikçe geri kalıyorlar. Yaşadığımız yerin sorunlarına eğilmede geri kalıyoruz. Gençlerin en büyük sorunlarında bunu görüyoruz. Ürün alarak yaşamaya alıştık, düşünceleri de almaya başladık. Sonunda çocuklarımızı da bir ürün olarak yetiştirdik.

Yeni kuşak sürekli oynamakta ve hayatın gerçeklerinden kaçmaktadır. Onların derdi artık geri dönülmez biçimde girdiğimiz kendini tüketme yolunda daha hızlı koşmaktır. Kendini kaptırmak ve unutmak ise en büyük marifetleridir. Çağımızın normları onları teşvik ediyor. Ne kadar tüketip ve sorgulamaktan uzak yaşarsanız o kadar popüler oluyorsunuz.

Derdimiz arttıkça dertlere ilgimiz azalıyor. Kulak asan yoktur ama yine de söyleyelim. Daha önemli sorunlarımız var. Derdimiz gelecek olmalı. Derdimiz iklim değişikliği, kültürel yozlaşma, küreselleşme, küresel siyasetteki yalanlar, şirketler olmalı. Yeni kuşağın sorunları arasında hayatta kalmak da yer almalı.

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın