Kafestir göğüs, içinde miyim? Ne içinde kafesin ne dışında, bir türkünün direnen feryadında; şu sınırsız evrende sınır benim. Kafesin içinde yüreğim; mahpusum bu mecburi şirinlikte. Güzel değil, iyi değilim hele; kafes güzelse bile ben değilim. Yetmiyor ağıt, yetmiyor ki dil; size kafesinizden bahsedeyim.
Ne bu çatapat haberler, derin mevzular? Bilim ne, merak ne, ne bu çözme- çözememe? Kıyamet yokluğu birikiyor sadece. İnsanlık toplanınca çıkan acıyı hissediyorum. Feda etmeliyiz diyorum, kendimizi ve engellerimizi.Sonunda her şey feda olacak, belki erken anlarsak manzaranın keyfine varabiliriz. Ölmeden önceki son merakın eşiğindeyiz.
Su olunca büyüyor denizin bitkileri ve ölüyor insan çölde, hepsi adil, Tanrı’nın bu hayal yerinde. Avcının olduğu bir dünya, pis etoburluğuyla. Ölümün olduğu bir dünya, insanlığın ödeme sırasında. Arkadan vurulmak mümkünse neden yaşayalım? Kötülük iyilikten üstünse ve üstünlük varsa niye? Hangi devlet iyilik için kurulmuş, hangi varlık yok olmamak üzere?
Hayata isyan etmek boşuna, anlam olayın tamamında; bugün yaşamak bir ilmek kadar, yarın desenin yaşanacak devamı var. Eli belinde, hayat ağacı, emelin neyse sonra belli olacak; göremezsin bir ilmekte. Küçük bir parçasıydı acılar, iyi günler de cabası; küçük bir parçasın alemde, o da bütünün parçası. Belki zor gelecek dokumak veya devam etmek ama her şeyin anlamı sonrası ve öncesiyle; parça anlaşılmazsa mahal ver bütüne. Yüz binlerce ilmek var bu desende; büyük resmi gördüğünde boşuna isyan etme ölüme.
Hiç olmadan görmek mümkün değil, her şeyi. Her şeyi görmek için hiç olmak. İnip çıkmadan anlaşılmaz. Ne güzeldir üşüdükten sonra ısınmak, üşümek değil ama. Susadıktan sonra su içmek, su içmek değil ama. Ölüp yaşamak, ölmek değil. Kuralları oynarken öğrenmek, oynamak değil. Her şey belirli de insan değil, her şey dönüyor ve insan sabit, her şey her şeyle ilgili ama insan müstesna. Nasıl oluyor, anlatmasana.
Yanmış da olmuş diyorlar bu alem, çok yanmış. Gerçekten de kor alev içinde fikirlerimiz. Bir yangıyerde ateşkalp sözler. Yanar da sönmek dileği yok. Yanan sanki mekan değil zaman. Yanmış üzerine yanmışoğlu. Ceddi ateş, evladı ateş, sen ateşoğlu, soyun da yakıcıdır. Ya bu savaşı kimse takmıyorsa? Yanarsın da ardında kalan kül başkasıdır. Tamam düşmanlarını yaktın, ama kendinden tükettin. Sinirlendiğin bu suretler mi? Onlar hep öyleydi, sen başka olma fırsatını kaçırdın. İnsan-ateş, gönüllüdür yanmaya, şimdilerde. Yanar, sönmek dileği yok. Ateşten yapılma bu devir, yanan değil, zaman ateştir.
Hiç anlamam neden can atar insan yanmaya, hiç anlamayız, özellikle de şimdilerde. İstek boş, malumat boş, marifet boş, devir hoş ve güzel ve alımlı en fenası. Ad gününde ateşin söylenir, yazılır mezarında. Büyük yangın dinmez, sadece alışırız yok olmaya.