Şu koca evrende yalnızız, kimsesiz değil. Dünya gibi, kimine düz, kimine küçük. Şu insanlık bazen üstün, bazen aşağılık. Çok tutmuş bir yalandır kişilik. çok tutmuş bir parçanın mahkumu insanlık ve anlatacak kimse yok.
Düşünür durur; düşünedurur. düşler, durur; düşlerdururum. Bir vehmin içinde acı çekebelirmişiz. Acıyı bal eylemiş, patlamayı gösteri sanmışız. Nereye kadar gidecek diye enflasyonlamışız. Önemsiz diye yapılmış, önemsiz zira. Gönüllü saçmaya katılış. Bambaşka bir başkalık, doğruya yarayan yanlış, inançsız peygamber, zamansız vahiy, düşünülemeyeni düşünmek… Yetmiyor dil, yetmiyor insan, hayal ediyor ama, elinde olmadan insan.
Olmazsa olmaz nefes, çekilmez hayat; düşmez yollara abdal, oynamaz çocuk; olmaz keşifler, fetihler, ilk öpücük… Bazen dünyaya dair bile değil ama dünyalara bedeldir; içimdeki evren, daha da sınırsız. Bazen çocukluktan bir anıyı canlandırır, kimi zaman ölümü yaşatır; ne güzel… Ne zaman biri viran etse çerçeveyi, içeride onu bulurum; ona giderim, kimseye değil, ona minnet, kimseden değil ondan heves. Bana göster, bana söylet, bana benden yaşat.
Bana deli diyorlar, gerçekten kopukmuşum; delilikse dünyadan kopmak, zırdeliyim; gerçeklik zulmünden kaçıp ona gittim. Ona gidince sevinç, ondan ayrılınca hayat; varsa varım, yoksa gerçeğe mahkumum.
Yaşamak gibi rüya, rüya gibi yaşamak; derede uyuyan dereyi görür, hayat uykusu güya gerçektir. Acı gerçekten uyuya kalan uçarken uyanır; sen zamansız ver, gaipten, imkansızdan geri durma. Ne anıları yüceltirim ne gerçeği şımartırım; biricik efendim, ufukları açtım. Gerçekler düşmanım, sen yoldaşımsın; dünya çok gerçek, sen anlarsın. Bir dal uzat, bir gövdeye yaslanayım, bir kök salmaya mahal ver; kurtar beni, alıkoy bu dünyadan. Var ol, hiç yoktan.