Yeniden Öğrenmenin Önemi

Bin yıl önceki bilgiler beş yüz yıl önce geçersiz oldu. Beş yüz yıl öncekiler iki yüz yıl önce, iki yüz yıl öncekiler yüz yıl önce işe yaramaz bulundu. Yüz yıl öncekiler elli yıl önce, elli yıl öncekiler de şimdi geçersizleşti. Bundan yirmi beş yıl sonra bizim bilgilerimiz geçersiz olacak. Aldığımız diplomalar anı olarak kalacak. Bilgilerimizi yenilemek gerekecek. Bilgi ve hayat böyle değişken ve yeniden öğrenmek bir mecburiyet.

Toplumlar doğar, büyür ve çöker. İnsan da doğar, büyür ve çöker. Bu ikisi maddi varlıklardan ibaret değildir. İkisi de bilgidir ve değişen ortama uyum sağlamak için çökmeli, ölmeli ve yeniden doğmalıdır. İnsan kendini öldürmelidir. Yeni bir bedende doğmak mecburiyetindedir. Değişime uyum sağlamak için yok olmalıdır. Yok olmazsa yok edilir, tarih boyunca öyle olmuştur. Zaman değişir, farklı mekanlarda da zamanlar değişir. Herkes aynı yaşta değildir. Zamana ve mekana uyum sağlamak, yeniden öğrenmek, yeniden değerlendirmek bir zorunluluktur.

Unutmak öğrenmek için fırsattır. Unutarak yeni bilgilere yer açarız. Bilmek neyi göz ardı edeceğini bilmekle doğrudan ilgilidir. Kapasitemiz sınırlıdır, yer açmak unutmanın ve ölmenin temel amacıdır. Çoğu şeyi unutmak gerektiğini günlük hayatımızdan biliyoruz. Yalnız zaman geçtikçe her şeyin unutulacağını gözden kaçırıyoruz. Ölmek ve unutmak yaşamada ve öğrenmede yegane imkanlardır. Her şey ölür, her şey unutulur. Her şey ölümlüdür, her şey belli bir süre için geçerlidir ki var olmanın yegane imkanı bu geçiciliktir.

Sadece gelip geçtiğimiz bu dünyada bir şey bilmek geçici bir yolculukta öğrendiğimiz yer adları gibidir. Yol devam eder ve ileride yeni adlar öğreniriz. Eski isimlerde diretmek anlamsızdır. Eski yoldan tekrar geçsek bile isimlere tekrar bakmalıyız. Değişmiş olabilir, zira değişim kesindir. Bir konuda uzman olmak, yolculuğu iyi geçirmek konuyu ne kadar yeniden öğrenmeye hazır olduğumuza bağlıdır. Yeniden öğrenmek bir erdem değil, mecburiyettir. Yeniden öğrenmeye hazır olmayanlar ölür. Ölümün temel işlevi yeni kuşaklara ve değişime yer açmaktır. Yeniden öğrenmemek, sorgulamamak unutulmaya, öldürülmeye razı olmaktır.

Toplumlar ölünce çocuklarını bırakır. Ölen toplumlara “geri kalmış” adını veriyoruz. Ölenden geriye kalan çocuklarıdır. Çocuk geriye kalmış ve geri kalmıştır, çocukluk yapmaktadır. O andaki işi çocukluktur. Bunu kınamak yerine yeniden öğrenmesi gerektiğini tembih etmeliyiz.

Biz Avrupa’yı sadece Rönesans’ta yeniden öğrendi sanırız. Halbuki Rönesans dışında coğrafi keşifler, küresel ticaret, aydınlanma, sanayi, küresel bilgi toplumu gibi birçok yeniden doğum ve keşfetme safhaları vardır. Yeniden öğrenmeyi, sorgulamayı ve şüphe etmeyi en iyi onlar başarmıştır. Bunu da mecburen gerçekleştirmişlerdir. Acı çeke çeke, insanın insana zulmü ile yeniden öğrenme mecburiyetini anlamışlardır.

Yanlışların nöbetçisiyiz, daha güzel bir yanlış bulana kadar. Buna geçici doğru ve mümkün olan tek doğru da diyebiliriz. Tek doğru yeniden, yeniden öğrenilen doğru varsayımımızdır. Yeniden öğrenmenin önemi yine ve yeniden yaşamak istemenin önemidir. Yaşamak yeniden yaşamak, öğrenmek yeniden öğrenmek görünümündedir.

yeniden öğrenmenin onemi

Bir Yanıt

  1. ömer 9 Aralık 2018

Yorum Yapın