Statüko Kasabası

statükoBirden ayaklanınca ne oldu diye sordular. Öğretmen cevap vermek için acele etmedi. Sanki zaman varmış gibiydi. Biraz bekledikten sonra “hiçbir şey olmadı, işte sorun bu!” dedi. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi kahveden çıkıverdi. Kahvedekiler de hiçbir şey olmamış gibi devam ettiler. Tepkisizdiler, çünkü buralarda bir şey olmazdı. Sanki olmasın diye doğuyordu gün. Sanki hiçbir şey olmasın diye uyanıyordu insanlar. Herkeste bir kabulleniş, herkeste bir kısır döngü. Kimsede umut yok, olmasın diyeydi haberler. Cemaat reddediyordu zamanı. İnsan olmak durmaktı, değişim ise kıyamet.

Dünyanın bu tarafına bu ismi vermeleri boşuna değildi. Burada öteden beri süregelen bir durumun devamını görebilirdiniz. Rivayet edildiğine göre buralar antik zamanda da böyle tutucuymuş. Şehrin tanrısından başkasına saygı duymazlarmış. Yeni gelen ahali de aynı tutumu devam ettirmiş. Statüko ismini batılılaşma çabaları sırasında kulağa güzel gelen havalı bir kelime diye almışlar. Statüko sürer durum olarak Türkçeye çevrilince TDK’yı bile aşırı yenilikçi bir girişim olarak görmüşler. İsimlerini değiştirmemişler, ama şimdilerde Osmanlıca karşılığıyla Müesses Nizam Kasabası olması önerilmekte. Ne var ki açıp sözlüğe bakacak takatleri olmadığından bir süre bu proje ertelenmiş durumdadır.

Bu kasabadakiler güne hiçbir şey olmasın diye başlarlar. Bu yüzden ezelden beri kasaba kalmışlardır. Gelişmeyi reddettiklerinden değil, farklılığı hayal edemediklerindendir. Küçük olmakta ya da kasaba kalmakta bir kötülük yoktur. Asıl sorun Statüko Kasabası’nın zenginlik hayaliyle durağan kalmasıdır. Yani bu arkadaşlar isteklerine tam zıt şekilde davranmaktadır. Sorsanız gelişim isterler, zenginlik talep ederler, yatırım görmek isterler. Ancak gelişmeye çalışan, zengin olmaya çabalayan, yatırım yapan yoktur. Bu yüzden burası statüko kasabasıdır.

Bir insan gerici ya da ilerici olabilir. Bir şeyler isteyebilir, kötü ya da iyi tepki verebilir. Bu kasabada hiçbir hareket yoktu. Bir istek, tepki ya da umut görünmüyordu. Hiçbir şey olmuyordu, sorun da buydu. Belki herkes değişim istiyordu, ancak kimse değişmek istemiyordu. Birbirlerini güdüleyerek mevcut durumu yüceltmeye devam ettiler. Kendilerini eleştirmek yerine sevmeye gayret ettikleri için en iyinin o anki hal olduğunu düşündüler. Kendilerini beğendiler, eleştirmediler. Eleştiri olmadığı için de statü, yani durum korundu.

Arada bir kasabaya yanlışlıkla gelen öğretmen ve memur takımı hariç herkes kendini beğenmişti. Kendini beğenen kasabalılar eleştirmedi ve olduğu yerde saydı. Sadece dincilik ve siyaset gibi gözlüklerden kasabanın dışına bakabildiler. Zaten iki cümleden birinde Allah demezseniz dinsiz sayılıyordunuz. Sevdikleri partiden değilseniz de vatan hainiydiniz. Bütün kasaba yanlışlıkla değişiklik olur diye aynı görüşü edinmeye gayret etmişti. Bir şey olması ihtimaline karşı her şeye tek bakış açısı, hatta tek bakış…

Bir şeye iki kere bakmayacak kadar kendinden emin olan Statüko Kasabası’nda değişime dair bir haber yok. Halen yerlerinde saymaktan mutlular. Bize düşen ismi statüko olmadan öyle davranan kasabaları görmektir. Tesadüfen bir isimden yola çıkmış olabiliriz. Yola çıkmak için her şeyin hak ettiği ismi almasını bekleyemeyiz. Bir yerin adı aydınlık saçsa da cehaletin merkezi olabilir. Bunu görmek için davranışları gözlemlemeli, bağırıp çağırmalara aldanmamalıyız.

Ayrıca Bakınız

Bir Yanıt

  1. Ertuğrul Öztürk 9 Aralık 2016

Yorum Yapın