Türk Adaleti- İlkel Hukuk

Türk adaletiBundan bin altı yüz yıl önce Hunlar Avrupa’ya doğru yola çıkmıştı. Atlarından ve çadırlarından başka bir mülkleri olmayan göçebe insanlardı. Zenginlik gibi gereksiz ağırlıklar hariç, her şeye sahiplerdi. Birkaç yüzyıl içinde atların otlayabildiği her yer yoksul Hunlara tabi oldu. Tarihin en büyük imparatorluğu Roma dahil, hiçbir devlet, hiçbir zenginlik at ve çadıra engel olamadı. Hiçbir soylu, kral, lord, derebeyi, sultan; hiçbir mülk önlerine çıkamadı.

Yoksulluğun gücü müydü bu? yoksa adaletin mi? Daha sonraki yüzlerce yıl boyunca göçer Türkleri ulaştıkları her yerin mutlak hakimi yapan neydi? Soylu kasıntıları içindeki Romalı bir general, ya da kendisi sarayda alem yaparken askerlerinin feda olmasını bekleyen Bizanslı bir tekfur neden mağlup oluyordu? Ordusunu öne atan değil, ordusu ile savaşan “han” sayesinde olabilir mi? Han, kağan ya da hakan göçerlerin başı, önce kendisi askerdi. Bir bedenin başı gibi hareket etti. Kendi savaşını kendi verdi. Bir şey isteyince önce kendisi atıldı. Bir toplumun önderi olmak da bunu gerektirmekteydi. “Han” oluşu bir üstünlük değil, bir görev görünümündeydi.

Türk adaletiCengiz Han, tarihin gördüğü en büyük katil olarak adlandırılır. Milyonlarca insanı öldürmüştür. Her ne kadar tüm devletler tarihte bunu yapsa da, o gizlememiştir. Yine de şehir insanlarının hep birden katledilmesi nasıl açıklanabilir? Bozkırın adaleti bize bunu söyleyebilir. Han ve savaşçıları, yani tüm halk bir elden savaşmaktadır. Bozkır göçebeleri %99 askerdir. Savaşmamak onlar için hakarettir. Çünkü herkes bu yapının sorumlusudur. Batıdaki şehirliler çok daha kalabalıktır ama kimse toplumu için ölmek istememektedir. Hep başkası ölsün istemişlerdir.

Türk adaletiÜç yüz bin nüfuslu bir şehir birkaç bin bozkır atlısına teslim olmaktadır. Çünkü halk başkasının savaşmasını beklemektedir. Cengiz Han ya da diğer bozkır hanları bunu hep garipsemiştir. Başkasının bizim hayatımızı yaşamasını bekleyemeyeceğimiz gibi, başkasının bizim adımıza ölmesini de bekleyemeyiz. Bu yüzden şehri ele geçirince geride bekleyenleri öldürtmüşlerdir. Bu korkaklığı hayata bir hakaret kabul etmişlerdir. Belki bu korkaklardan birkaçı surlara çıksa, yalnızca dursa bile şehir savunulabilir. Ancak adil olmayan, sınıf ayrımları bulunan ve yozlaşmış düzen bunu düşünememiştir. Tarih de belli aralıklarla ilkel ve adil göçebelerin bu toplumlara ders verdiğini kaydetmiştir. Bak: dmy.info/adalet-nedir-adalet-felsefesi

Tarihte yükselişler hep daha adil bir düzen ile birlikte gelmiştir. Adalet her zaman eşitlik değildir. Adalet her şeyin yerinde olmasıdır. Zamanın koşullarına göre farklı uygulamalar gerekebilir. Büyük toplumların her zaman adalete dayandığını unutmayalım. Sümerler, Çinliler, Romalılar, Osmanlılar hepsi yasalar ile ayakta kalmıştır. Yakın bir örnek olan osmanlı; adalet sayesinde bugün yüzlerce parçaya, yüzlerce savaşa ayrılmış olan toplumu bir arada tutmaktaydı.  Bak: dmy.info/hukuk-nedir & dmy.info/hukukun-kaynaklari

Türk adaletiOsmanlı Devleti’nin en büyük ve en önemli sarayı olan Topkapı Sarayı bize adalet anlayışını gösterir. Mütevazı ve gösterişten uzak görünümü yanında, tüm İstanbul’dan görülen bir kulesi vardır. “Adalet Kulesi” denen ve göze çarpıcı biçimde sarayın ve İstanbul’un üstünde duran yapı, Divan(bakanlar kurulu) toplantılarının mekanıydı. Batının muhteşem adını verdiği 1. Süleyman’a Kanuni denmesi ve 2. Mehmet’in devleti imparatorluğa dönüştürdükten sonra kanunnamelerle düzenlemesi vs. birçok olay da adalet kulesini anımsatır. Her şeyi yerine koymazsanız düzen yaşamaz.

Büyük kültürler her zaman yasalar ile ayakta durmuştur. Yasalar yazılı olmayabilir. Göçerlerin her koşula uyum sağlayan sözlü kuralları vardır. Birçok toplum da duruma göre yaptırımları değiştirebilir. Önemli olan kaideler olmasıdır. Keyfi kararların bertaraf edilmesidir. Oyunun kurallarını bilirsek daha iyi oynarız. Hatta kuralları olmayan bir oyundan söz edilebilir mi, bunu da tartışmak gerekir. Yukarıda kendi tarihimizden örnekler verdik. Ancak günümüzden örnek vermek mümkün olmamıştır.  Demokrasi çağında eskiyi aratan muamelelere şahit olmaktayız. Şu mektup ile günümüze ışık tutmak mümkündür: dmy.info/sikayetname-fuzuli

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın