Willard Van Orman Quine Kimdir?

İma inanç ağımızın dokusudur ve mantık onu izleyen teoridir.

Willard Van Orman Quine ( 1908 – 2000) Amerikalı mantıkçı ve analitik filozoftur.

“Fiziksel nesneler kavramsal açıdan, deneyim açısından tanım gereği değil, basitçe Epistemolojik olarak Homer tanrılarına karşılaştırılabilir indirgenemez pozlar olarak uygun aracılar şeklinde içe aktarılır.

Otobiyografisi The Time of My Life(1986)’da hayatını anlatmıştır. 1930’da Oberlin College’da matematik bölümünden mezun olmuştur. 1932’de Harvard Üniversitesi’nde felsefe alanında Alfred Whitehead danışmanlığında doktora yapmıştır. Avrupa’ya seyahatler gerçekleştirmiş ve Polonyalı mantıkçı Tarski’nin Amerika’ya gelmesini sağlamıştır.Ergenliğinden beri ateist olan Quine’in iki kere evlenmiş, dört çocuğu olmuştur.

“Dil günah içinde tasarlanmıştır ve bilim onun kurtuluşudur. ”

Çalışmaları

Doktora tezi ve erken dönem çalışmaları formel mantık ile kümeler teorisi üzerinedir. Ontoloji ve epistemoloji üzerine de çalışmıştır. Doğa bilimlerinin temeli olacak bir temel bilim olarak epistemolojiyi sağlamlaştırmaya çalışmıştır. Analitik filozofların geneli gibi felsefe tarihine değil düşüncenin yapısına odaklanmıştır. Beş dil bilen Quine’in en ünlü eserleri Word and Object[Sözcük ve nesne(1960)], The Roots of Reference[Referansın Kökenleri (1974))’dir.

Dil toplumsal bir sanattır.

Felsefesi

Epistemoloji anlayışında mantıkçı pozitivistlerden ve Viyana Çevresi’nden etkilenmesine rağmen onların analitik-sentetik ayrımına katılmamıştır.(sadece uygulayan veya oluşturan-sentezleyen ayrımı) Ontolojide bilimsel olarak kullanışsız olan anlam, önerme ve özellikleri reddetti. Sadece bilimsel teorilerde kullanılabilecek ve matematiğin konusu olabilecek özlere değer verdi. Dil felsefesinde ise davranışçı ekolden yana olup ünlü “çevirinin belirsizliği” fikrini ortaya attı. Bakınız: dmy.info/Gavagai

“Olmak, bağımlı değişkenin değeri olmaktır.”

Natüralist bir felsefe yaptığını ve natüralizmi de “Önceki felsefede değil bilimin içinde olmanın kabulü, realitenin tanımlanması ve tasviri” şeklinde tanımladığını söyleyebiliriz. Yani felsefe ile bilimi ayrı uğraşlar olarak görmez ve felsefenin bilimlere(doğa veya insan bilimleri) yönelik olduğunu söyler. Bilimsel bilgiyi herhangi bir bilgiden farklı görmez ve dünya hakkındaki günlük bilgimizi artırma çabasının bir sonucu olarak niteler. Yani ona göre bilim sağduyunun- ortak bilginin yerine gelen bir öz değil onun uzantısıdır. Hatta bilim adamının kanıtsal bakışıyla sıradan birinden ayırt edilemeyeceğini, bilim adamının sadece daha dikkatli olduğunu söyler.

Gereklilik , konuştuğumuz şeylerde değil, şeyler hakkında konuşma biçimimizde yatmaktadır .

Kaynakça

Yorum Yapın